<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	
xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"

	>
<channel>
	<title>
	Kuran Bağlısı Birikimini Nerede Saklar? yazısına yapılan yorumlar	</title>
	<atom:link href="https://gerceginkitabi.com/2016/06/01/kuran-baglisi-birikimini-nerede-saklar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://gerceginkitabi.com/2016/06/01/kuran-baglisi-birikimini-nerede-saklar/</link>
	<description>Kuran ve onun yansıttığı güncel gerçeklikle ilgili yazılar. Eleştirel düşünebilen sağduyulu okurlar için. Anlamak ve arınmak için.</description>
	<lastBuildDate>Tue, 05 Aug 2025 19:31:10 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.21</generator>
			<item>
				<title>
				Yazar: Anonim				</title>
				<link>https://gerceginkitabi.com/2016/06/01/kuran-baglisi-birikimini-nerede-saklar/#comment-513</link>
		<dc:creator><![CDATA[Anonim]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Apr 2024 14:00:24 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">https://gerceginkitabi.wordpress.com/?p=154#comment-513</guid>
					<description><![CDATA[Merhaba
Faiz yerine RİBA kelimesini kullanalım. Benzer anlamları olsa da bu iki kelime farklı anlamlarda kullanılıyor. Faiz kelimesi Nebi Muhammed&#039;in zamanında bilinen ve kullanılan bir kelimedir. Riba da öyle. Ama dikkat edin Allah sadece RİBA yı haram kıldı. Allah&#039;ın haram kıldığı RİBA yı unutturup FAİZ kelimesini haramlaştırmak haddi aşmaktır, kitabı tahrif etmektir. Aman dikkat edelim.
Vedat Kat]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba<br />
Faiz yerine RİBA kelimesini kullanalım. Benzer anlamları olsa da bu iki kelime farklı anlamlarda kullanılıyor. Faiz kelimesi Nebi Muhammed&#8217;in zamanında bilinen ve kullanılan bir kelimedir. Riba da öyle. Ama dikkat edin Allah sadece RİBA yı haram kıldı. Allah&#8217;ın haram kıldığı RİBA yı unutturup FAİZ kelimesini haramlaştırmak haddi aşmaktır, kitabı tahrif etmektir. Aman dikkat edelim.<br />
Vedat Kat</p>
]]></content:encoded>
						</item>
						<item>
				<title>
				Yazar: Kuran İncelemesi				</title>
				<link>https://gerceginkitabi.com/2016/06/01/kuran-baglisi-birikimini-nerede-saklar/#comment-228</link>
		<dc:creator><![CDATA[Kuran İncelemesi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Aug 2018 18:03:07 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">https://gerceginkitabi.wordpress.com/?p=154#comment-228</guid>
					<description><![CDATA[Maalesef &quot;ikame&quot; ile birlikte kullanılması asıl en azından bu kullanıma sahip ayetlerde &quot;namaz&quot; anlamına gelemeyeceğini bize gösteriyor. Çünkü &quot;akimu&quot; gramer olarak &quot;bir şeyi ayakta tutmak&quot; demek. Konuyu ayet ayet detaylı olarak web sitemde incelemeye çalışıyorum.]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Maalesef &#8220;ikame&#8221; ile birlikte kullanılması asıl en azından bu kullanıma sahip ayetlerde &#8220;namaz&#8221; anlamına gelemeyeceğini bize gösteriyor. Çünkü &#8220;akimu&#8221; gramer olarak &#8220;bir şeyi ayakta tutmak&#8221; demek. Konuyu ayet ayet detaylı olarak web sitemde incelemeye çalışıyorum.</p>
]]></content:encoded>
						</item>
						<item>
				<title>
				Yazar: Takva				</title>
				<link>https://gerceginkitabi.com/2016/06/01/kuran-baglisi-birikimini-nerede-saklar/#comment-227</link>
		<dc:creator><![CDATA[Takva]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Aug 2018 06:53:07 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">https://gerceginkitabi.wordpress.com/?p=154#comment-227</guid>
					<description><![CDATA[Sistem o kadar çarpık ve bozuk ki elimizden insanlara anlatmaktan başka bir şey gelmiyor. Ve kendi hayatımda da uyguladığım ve ben bir birey olarak dinimden sorumlu olduğum için (insanlar yapmıyor biz ne yapalım olmuyor diyemeyiz)eğitim alanları denilen okullara gitmiyorum, yargılarını kabul etmiyorum çünkü adaletsizler ve çünkü Rabbimiz tagutları inkar edin diyor ve aranızdaki ihtilaflari Allaha ve Resulüne götürün diyor.Faizden bankalardan tamamen uzağım.Bunun gibi kendiniz çıkış yolları bulmanız gerekir yoksa mazur olmayacak kimse...]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sistem o kadar çarpık ve bozuk ki elimizden insanlara anlatmaktan başka bir şey gelmiyor. Ve kendi hayatımda da uyguladığım ve ben bir birey olarak dinimden sorumlu olduğum için (insanlar yapmıyor biz ne yapalım olmuyor diyemeyiz)eğitim alanları denilen okullara gitmiyorum, yargılarını kabul etmiyorum çünkü adaletsizler ve çünkü Rabbimiz tagutları inkar edin diyor ve aranızdaki ihtilaflari Allaha ve Resulüne götürün diyor.Faizden bankalardan tamamen uzağım.Bunun gibi kendiniz çıkış yolları bulmanız gerekir yoksa mazur olmayacak kimse&#8230;</p>
]]></content:encoded>
						</item>
						<item>
				<title>
				Yazar: Takva				</title>
				<link>https://gerceginkitabi.com/2016/06/01/kuran-baglisi-birikimini-nerede-saklar/#comment-226</link>
		<dc:creator><![CDATA[Takva]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Aug 2018 07:07:11 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">https://gerceginkitabi.wordpress.com/?p=154#comment-226</guid>
					<description><![CDATA[Salât farklı manaları olan bir kelimedir.Bu kelimenin ikame ile birlikte gelmesi namaz olarak bildiğimiz ibadetimiz olarak ortaya çıkıyor Kuran&#039;da çünkü, abdest ayeti ve savaş anında yapılacak namaz,kibleye yonelmek  bunun delilidir.Budan bahsediyorum.]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Salât farklı manaları olan bir kelimedir.Bu kelimenin ikame ile birlikte gelmesi namaz olarak bildiğimiz ibadetimiz olarak ortaya çıkıyor Kuran&#8217;da çünkü, abdest ayeti ve savaş anında yapılacak namaz,kibleye yonelmek  bunun delilidir.Budan bahsediyorum.</p>
]]></content:encoded>
						</item>
						<item>
				<title>
				Yazar: gerceginkitabi				</title>
				<link>https://gerceginkitabi.com/2016/06/01/kuran-baglisi-birikimini-nerede-saklar/#comment-225</link>
		<dc:creator><![CDATA[gerceginkitabi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Jul 2018 19:58:57 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">https://gerceginkitabi.wordpress.com/?p=154#comment-225</guid>
					<description><![CDATA[Salat konusunu anlamadığımı nasıl anladınız, merak ettim. Şimdilik o konuda bir şey yazmıyorum çünkü halletmem gereken bir kaç dil sorunu var.]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Salat konusunu anlamadığımı nasıl anladınız, merak ettim. Şimdilik o konuda bir şey yazmıyorum çünkü halletmem gereken bir kaç dil sorunu var.</p>
]]></content:encoded>
						</item>
						<item>
				<title>
				Yazar: gerceginkitabi				</title>
				<link>https://gerceginkitabi.com/2016/06/01/kuran-baglisi-birikimini-nerede-saklar/#comment-224</link>
		<dc:creator><![CDATA[gerceginkitabi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Jul 2018 19:58:43 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">https://gerceginkitabi.wordpress.com/?p=154#comment-224</guid>
					<description><![CDATA[Paranın değerini koruma amaçlı kullanılıp kullanılamayacağı konusunda bir yorum yapacak kadar ayrıntılı bilgi sahibi değilim. Ama en azından bugüne dek değeri enflasyonun çok üzerinde arttığı için durduğu yerde kabaran bir şey, yani riba sayılır. Bir de üretimi için çok yüksek maliyetli işlemcilerin durmadan elektrik tüketerek çalışmak zorunda olması çok savurganca. Paranın üretimi mümkünse sıfır maliyetli olmalı. Senet veya sözleşme üretmek için neredeyse hiç enerji veya kaynak harcamıyoruz, parayı üretmek için neden harcayalım?]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Paranın değerini koruma amaçlı kullanılıp kullanılamayacağı konusunda bir yorum yapacak kadar ayrıntılı bilgi sahibi değilim. Ama en azından bugüne dek değeri enflasyonun çok üzerinde arttığı için durduğu yerde kabaran bir şey, yani riba sayılır. Bir de üretimi için çok yüksek maliyetli işlemcilerin durmadan elektrik tüketerek çalışmak zorunda olması çok savurganca. Paranın üretimi mümkünse sıfır maliyetli olmalı. Senet veya sözleşme üretmek için neredeyse hiç enerji veya kaynak harcamıyoruz, parayı üretmek için neden harcayalım?</p>
]]></content:encoded>
						</item>
						<item>
				<title>
				Yazar: Munise Ben				</title>
				<link>https://gerceginkitabi.com/2016/06/01/kuran-baglisi-birikimini-nerede-saklar/#comment-223</link>
		<dc:creator><![CDATA[Munise Ben]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Jul 2018 08:37:03 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">https://gerceginkitabi.wordpress.com/?p=154#comment-223</guid>
					<description><![CDATA[Bitcoin hakkında ne düşünüyorsunuz?]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bitcoin hakkında ne düşünüyorsunuz?</p>
]]></content:encoded>
						</item>
						<item>
				<title>
				Yazar: Takva				</title>
				<link>https://gerceginkitabi.com/2016/06/01/kuran-baglisi-birikimini-nerede-saklar/#comment-222</link>
		<dc:creator><![CDATA[Takva]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Jul 2018 15:28:11 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">https://gerceginkitabi.wordpress.com/?p=154#comment-222</guid>
					<description><![CDATA[Ben sitenizi yeni Keşfettim.Çok güzel bilgiler ediniyorum.Fakat sâlat konusunu neden anlamadığınızı anlayamıyorum neyse.Ben Kuran merkezli yaşayan bir insanım elh.Eğitimden,yargıya vs.aklınıza gelebilecek her türlü güncel yaşamım da Kurana uygun yaşamaya çalışıyorum.Bende söylediğiniz gibi  kırsal bir alana gidip kendim herşeyden iyice uzaklaşıp yaşamak istiyorum.Bu dünyadan Müslüman olarak ayrılan müthiş bir başarı yakalamıştır bana göre.Öyle insanların sayısı da emin olun çok az olacaktır. Allahu Alim.]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ben sitenizi yeni Keşfettim.Çok güzel bilgiler ediniyorum.Fakat sâlat konusunu neden anlamadığınızı anlayamıyorum neyse.Ben Kuran merkezli yaşayan bir insanım elh.Eğitimden,yargıya vs.aklınıza gelebilecek her türlü güncel yaşamım da Kurana uygun yaşamaya çalışıyorum.Bende söylediğiniz gibi  kırsal bir alana gidip kendim herşeyden iyice uzaklaşıp yaşamak istiyorum.Bu dünyadan Müslüman olarak ayrılan müthiş bir başarı yakalamıştır bana göre.Öyle insanların sayısı da emin olun çok az olacaktır. Allahu Alim.</p>
]]></content:encoded>
						</item>
						<item>
				<title>
				Yazar: Os man				</title>
				<link>https://gerceginkitabi.com/2016/06/01/kuran-baglisi-birikimini-nerede-saklar/#comment-221</link>
		<dc:creator><![CDATA[Os man]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Jun 2018 18:51:52 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">https://gerceginkitabi.wordpress.com/?p=154#comment-221</guid>
					<description><![CDATA[Yazdığınız cevap için tesekkur ederim.Kuran baglisi birisi olarak elestirim tavsiyelerinize degil.Sistemin carpikligina vurgu yapmak.Zaten kurani okumayan ,sorgulamayan,düşünmeyen ,bu konularda fikir uretmeyen insanlarin bu faizli yapiyi anlamalarina imkan yok.Aynı durumu salat kavrami icinde goruyorum.Allahin salat kavrami icinde kuranda bahsettigi konulari insanlar anlayabilse,salat toplum tarafindan anlasilabilse,toplum Allahin dedigi gibi salat etse,vahyi okusa,anlasa,anlatsa,yaşasa ve bu hayati boyunca surekli devam etse,Allahin yazili ayetleri ile yarattigi ayetleri fitratini baz alarak yaşasa ,yükümlülüklerini kavrasa gerçeğe ve doğruya ulaşir diye düşüñüyorum.İşte yönünü  kurana donmeyen kurani yasamayan anlamayan toplumun salati getirdiği nokta kendi benliğini uydurmalara,ritüellere açması ve böylelikle Allahin emr ettiği yükümlülükleri değil de Allahin dosdoğru yolunun üzerine oturan şeytanın vahyettiklerini yaşaması, gercek salatin yitip  gitmesi ile de ekonomik sistemden,eğitime, sagliktan ,trafiğe tum toplumun bu şeytani sisteme tamamen teslim olmasi.İşte tam da bu noktada sorunu tespit ettikten sonra ne yapmaliyiz sorusu ve cevapları karşımıza çıkıyor.Zaten kuranı anlamaya çalışan ,düşünen, çıkış yolu arayan,durum tespiti yapan insan sayısı okadar az ki ....Toplumun içinde zaten yoklar.Sadece sanal alemde bir kaç değerli dost.Onun için sizi ve sizin gibi birkaç tane kurandan süzülerek ,damitilarak ortaya çıkarılan hikmetli yazıları ve bu kuran okurları ve bagimlilarinin eserlerini beğenerek takip ediyorum
Sitedeki bütün yazılarınızı okudum.Her  ay düzenli  olarak yazdığınız yazıları dört gözle bekliyor, okuyor,arkadaşlara tavsiye diyorum. Saygı ve selamlarimla,Allaha emanet olunuz.]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Yazdığınız cevap için tesekkur ederim.Kuran baglisi birisi olarak elestirim tavsiyelerinize degil.Sistemin carpikligina vurgu yapmak.Zaten kurani okumayan ,sorgulamayan,düşünmeyen ,bu konularda fikir uretmeyen insanlarin bu faizli yapiyi anlamalarina imkan yok.Aynı durumu salat kavrami icinde goruyorum.Allahin salat kavrami icinde kuranda bahsettigi konulari insanlar anlayabilse,salat toplum tarafindan anlasilabilse,toplum Allahin dedigi gibi salat etse,vahyi okusa,anlasa,anlatsa,yaşasa ve bu hayati boyunca surekli devam etse,Allahin yazili ayetleri ile yarattigi ayetleri fitratini baz alarak yaşasa ,yükümlülüklerini kavrasa gerçeğe ve doğruya ulaşir diye düşüñüyorum.İşte yönünü  kurana donmeyen kurani yasamayan anlamayan toplumun salati getirdiği nokta kendi benliğini uydurmalara,ritüellere açması ve böylelikle Allahin emr ettiği yükümlülükleri değil de Allahin dosdoğru yolunun üzerine oturan şeytanın vahyettiklerini yaşaması, gercek salatin yitip  gitmesi ile de ekonomik sistemden,eğitime, sagliktan ,trafiğe tum toplumun bu şeytani sisteme tamamen teslim olmasi.İşte tam da bu noktada sorunu tespit ettikten sonra ne yapmaliyiz sorusu ve cevapları karşımıza çıkıyor.Zaten kuranı anlamaya çalışan ,düşünen, çıkış yolu arayan,durum tespiti yapan insan sayısı okadar az ki &#8230;.Toplumun içinde zaten yoklar.Sadece sanal alemde bir kaç değerli dost.Onun için sizi ve sizin gibi birkaç tane kurandan süzülerek ,damitilarak ortaya çıkarılan hikmetli yazıları ve bu kuran okurları ve bagimlilarinin eserlerini beğenerek takip ediyorum<br />
Sitedeki bütün yazılarınızı okudum.Her  ay düzenli  olarak yazdığınız yazıları dört gözle bekliyor, okuyor,arkadaşlara tavsiye diyorum. Saygı ve selamlarimla,Allaha emanet olunuz.</p>
]]></content:encoded>
						</item>
						<item>
				<title>
				Yazar: gerceginkitabi				</title>
				<link>https://gerceginkitabi.com/2016/06/01/kuran-baglisi-birikimini-nerede-saklar/#comment-220</link>
		<dc:creator><![CDATA[gerceginkitabi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Jun 2018 16:56:21 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">https://gerceginkitabi.wordpress.com/?p=154#comment-220</guid>
					<description><![CDATA[Bir satıcı vade farkı alıyorsa paraya zaman değeri biçiyor demektir. Paranın zaman değerine faiz deniyor. Kuran’da riba sözcüğünün kullanılışına ve sözlükteki karşılığına baktığımda durduğu yerde kabaran şeyi anlattığını görüyorum. Onun için de yalnızca banka faizini değil, emlak kirası gibi, vade farkı gibi, rant dediğimiz şeyin her türlüsünü içine alması gerekiyor.

Enflasyonun nasıl hesaplandığı ayrı bir konu. Son birkaç yıla dek enikonu güvenilir bir biçimde hesaplanıyordu. 90’larda, yanılmıyorsam Clinton döneminde ABD istatistik enstitüsü enflasyon formülünü her yıl değiştirmeye ve düşük sayı çıkarmak amacıyla türlü hesap oyunları (hileleri) yapmaya başladı. Bizdeki hükümetler ABD’yi taklit ettiğinden olsa gerek, AKP hükümeti TÜİK’e buna benzer bir yetki verdi ve her yıl formülü değiştirmeye başladılar. TÜİK sitesinde güncel aylık enflasyon verilerini güzel güzel sunuyorlar ama formülü açıkça yazmıyorlar. Sepetin nasıl oluşturulduğunu sitenin derinlerinde bir yerde buluyorsunuz ama önceki yıllar nasıl hesaplanmıştı, onu bulamıyorsunuz. Ben özellikle araştırmadım, belki araştırıp ortaya koymuş olan vardır. 

Soru eğer enflasyonun olduğu yerde enflasyon kadar faizin yasal olup olmadığı ise, bu soruyu yanıtlayabilmek için doğal olarak enflasyon duyurularının güvenilir olup olmadığını konuşmak gerek. Bu da bizi enflasyon formülünün gerçekçiliğine getiriyor. Enflasyon formülü satın alma gücündeki değişimi gerçekçi olarak yansıtmıyor ise, satın alma gücünü ölçecek bir çıpa arıyoruz. Bu çıpa altın, gümüş gibi az bulunan madenler olabildiği gibi, petrol gibi uygarlığın temel yapıtaşı olan bir mal da olabilir. Buğday, mısır gibi insanlığın yapı taşı olan bir mal da olabilir. Bunların hangisinin fiyatının satın alma gücünü temsil ettiği tartışılır. Karma banka fonlarında olduğu gibi, bunların bir bileşiminden mini bir enflasyon endeksi de yapabiliriz. Paranın değer kaybını bu endekse göre belirleyebilir, sözleşmelerimizi bunun üzerinden yapabiliriz. Ben bunun riba olacağını sanmıyorum. Ama bankanın mevduata ve yatırım fonuna ve altına verdiği faiz kesinlikle böyle bir niyet ve mantık gütmüyor, buna dikkat edin. Banka o parayı ve fonu birilerinin parasını haksız yere emmek için araç olarak kullanıyor, elde ettiği karı da sizinle kırışıyor. Siz bankanın haksız yoldan elde ettiği kazançtan pay almış oluyorsunuz, yani kötülüğe ortak olmuş oluyorsunuz, yani hak etmediğiniz bir artışı almış oluyorsunuz; konumuz özelinde de kabaranı almış oluyorsunuz. Oysa paranızla örneğin tarla satın alsanız tarla, tarla olarak kalsa (imara açılıp rant üretmese), enflasyon karşısında değerini az çok koruyacağı için varlığınız durduğu yerde kabarmış olmaz. Altını da aynı mantıkla öneriyorum, başka bir amaçla değil. Petrol, buğday da alabilirsiniz ama elinizde tutamazsınız. Banka da sizin yerinize petrol ve buğday alsa, bunların değeri durduğu yerde artmayacağı için kar elde edemez, size de pay veremez. Bankacılığın var olabilmesi için bir yerlerden para bulup size de pay etmek zorunda. Yani birilerinin elindeki parayı alacak, birilerinin emeğini ve hakkını yiyecek ki size de pay verebilsin. Bu kadar yalın cümlelerle anlatınca insanlar inanmak istemiyorlar çünkü böyle aşağılık bir sistemin yasal olamayacağını düşünmek istiyorlar. Yani soğuk ve sert gerçeği kaldıramıyorlar.

Zaten elinizde tutmanız ancak bir harcama niyeti ile harcamak üzere iyi bir şey olabiliyor. Kuran harcamamak üzere ekonomik değer biriktirmeyi yasaklıyor. Nitekim ekonomik sistemlerin nasıl çalıştığına biraz dikkat ettiğimde, bunun neden yasak olduğunu anlıyorum, çünkü toplumun ekonomisine zarar veriyor, maddi gönenç düzeyini düşürüyor.

Altında kısa vadede enflasyonun çok üstünde değer artışı görülürse, bu karı nakde çevirmemek gerekir diye düşünüyorum. Söylediğim gibi paranın değerini koruma amaçlı satın alabileceğimiz, yani banknotların yerine edinmeyi seçeceğimiz malların hiçbiri kusursuz değil. Zaten doğada kusursuzluk diye bir şey yok, maliyede neden olsun?

Dövizi hiç önermedim. Paranızı dövizde tutunca banka faizi almış olmuyorsunuz, evet ama bu kez başka bir haksız kazanç elde etmiş oluyorsunuz. Kurban yazımı okuduysanız dövizin değerinin ülkenin dış ticaret açığıyla ilgili olduğunu orada yazmıştım. Ülke sattığından fazla mal aldığı için döviz açığı oluşuyor, bu açık da faizle dövizli borç satın alarak kapatılıyor. Aslında hiç kapanmıyor çünkü sizin ödeme günü geçmiş kredi kartınıza yaptığınız gibi, daha fazla borç alarak önceki borç çevriliyor. Yani çoluk çocuk ayfon dokuz alabilsin diye, parası olanlar otomobillerini yenilesinler, deposunu doldursunlar diye, AVM’ler gereksiz yere elektrik tüketebilsinler diye, durmadan artan nüfusa yeni binalar yapılabilsin diye borç hiç durmadan artıyor. Faiz yükünü ithal ürünleri satın alanlar değil, bütün ülke paylaşıyor. Ve iflas gerçekleştiğinde ithal ürünleri satın alanların değil, bütün ülkenin malına el konuyor, özelleştirmelerde olduğu gibi. Dolayısıyla elinizde döviz tutarak dövize talebi artırmış ve böylece bu döngünün veren tarafından alan tarafına geçmiş oluyorsunuz. Yani Türkiye ithal ürün alabilsin diye hazinenin sattığı bonoyu satın alarak ülkenin emeğini sömüren bir avuç adamın kârına minik bir oranda katılmış oluyorsunuz. Banka faizine değil, başka bir sömürü döngüsüne sömüren tarafta katılıyorsunuz. Bence pek bir şeyi değiştirmiyor ama dolaylı olarak bu da banka faizi sayılabilir çünkü bonoları zaten bankalar satın alıyor.

Rant ekonomisi de faizciliktir, evet. Benim apartman dairesi satın almamış ve almayacak (en azından piyasa değerinde satın almayacak) olma nedenimdir. Çünkü satın alarak yapsatçıyı finanse etmiş oluyorum. Yap-sat sistemini finanse etmeyi pek çok açıdan ahlaki bulmuyorum. Ama konumuz özelinde bu sistemin faiz döngüsünü körüklediğini söyleyebilirim. Şöyle ki, bankaya borçlanmaya ve faiz ödemeye gönüllü kişilerin sayısı arttıkça yapsatçılık artıyor. Yapsatçılık arazi rantını arttırıyor, yani arazi “kapatmış” olanların yiyeceği rantı siz yapsatçı üzerinden ödemiş oluyorsunuz. Yani sisteme onay vermiş, “bu rant senin hakkındır, buyur al” demiş oluyorsunuz. Bankaya borçlanmaya gönüllü kişilerin bulunması arazi rantını, arazi rantı bankanın kazandığı faizi körüklüyor. Faiz oranı üzerinden anlatmıyorum çünkü yukarıda söylediğim gibi, faiz oranının enflasyonun altında veya üstünde olması bu alışverişin haksızlığını değiştirmiyor. Dediğiniz gibi, birbirini tetikleyen rant öğelerinin varlığında faizden bütünüyle arınmak bence olanaksıza yakın. Ama bu, olabildiğince arınmaktan geri durmamızı bağışlatacak bir şey de değil. Kötülüğün de, iyiliğin de büyüğü, küçüğü vardır. Büyüğünden kaçabiliyorken kaçmıyorsam bağışlanmak için hiç bir gerekçem kalmıyor demektir. Gerekli gücü kendimde bulabilsem köye gider, bahçemi eker, tavuk besler ve banknot kullanmadan yaşamayı denerdim. Salt ribadan arınmak için kentin bütün nimetlerinden vazgeçmeye değer.

Sunduğum seçenekleri beğenmiyor olmanız benim kabahatim değil. Faizsiz bankacılığın bile faizli olması benim kabahatim değil. Bu, şeytanın adımlarını izleyenlerin kabahati; hepimiz izlediysek hepimizin kabahati. Birikimini enflasyona karşı korumak ama haksız kazanç elde etmek istemeyenler için bir tür yatırım sandığı oluşturma olanağı hükümetlerin elinde hep vardı, hala var. Ama olanakları kullanıp bu sistemleri oluşturmadıkları, hatta önerileri yok sayıp muhalif fikirleri örtbas ettikleri için insanlar var olan sistemin dışında bir yaşamın var olabileceğini düşleyemiyorlar. Ondan sonra da “faizsiz düzen imkansız” gibi saçmalıklar söylüyorlar.

Yanıtlarım tatmin etmiyor olabilir. Onun için kafanıza takılan veya ters gelen noktaları bildirmenizi rica ediyorum. Daha iyi yanıtlar hazırlamama katkısı olabilir.]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bir satıcı vade farkı alıyorsa paraya zaman değeri biçiyor demektir. Paranın zaman değerine faiz deniyor. Kuran’da riba sözcüğünün kullanılışına ve sözlükteki karşılığına baktığımda durduğu yerde kabaran şeyi anlattığını görüyorum. Onun için de yalnızca banka faizini değil, emlak kirası gibi, vade farkı gibi, rant dediğimiz şeyin her türlüsünü içine alması gerekiyor.</p>
<p>Enflasyonun nasıl hesaplandığı ayrı bir konu. Son birkaç yıla dek enikonu güvenilir bir biçimde hesaplanıyordu. 90’larda, yanılmıyorsam Clinton döneminde ABD istatistik enstitüsü enflasyon formülünü her yıl değiştirmeye ve düşük sayı çıkarmak amacıyla türlü hesap oyunları (hileleri) yapmaya başladı. Bizdeki hükümetler ABD’yi taklit ettiğinden olsa gerek, AKP hükümeti TÜİK’e buna benzer bir yetki verdi ve her yıl formülü değiştirmeye başladılar. TÜİK sitesinde güncel aylık enflasyon verilerini güzel güzel sunuyorlar ama formülü açıkça yazmıyorlar. Sepetin nasıl oluşturulduğunu sitenin derinlerinde bir yerde buluyorsunuz ama önceki yıllar nasıl hesaplanmıştı, onu bulamıyorsunuz. Ben özellikle araştırmadım, belki araştırıp ortaya koymuş olan vardır. </p>
<p>Soru eğer enflasyonun olduğu yerde enflasyon kadar faizin yasal olup olmadığı ise, bu soruyu yanıtlayabilmek için doğal olarak enflasyon duyurularının güvenilir olup olmadığını konuşmak gerek. Bu da bizi enflasyon formülünün gerçekçiliğine getiriyor. Enflasyon formülü satın alma gücündeki değişimi gerçekçi olarak yansıtmıyor ise, satın alma gücünü ölçecek bir çıpa arıyoruz. Bu çıpa altın, gümüş gibi az bulunan madenler olabildiği gibi, petrol gibi uygarlığın temel yapıtaşı olan bir mal da olabilir. Buğday, mısır gibi insanlığın yapı taşı olan bir mal da olabilir. Bunların hangisinin fiyatının satın alma gücünü temsil ettiği tartışılır. Karma banka fonlarında olduğu gibi, bunların bir bileşiminden mini bir enflasyon endeksi de yapabiliriz. Paranın değer kaybını bu endekse göre belirleyebilir, sözleşmelerimizi bunun üzerinden yapabiliriz. Ben bunun riba olacağını sanmıyorum. Ama bankanın mevduata ve yatırım fonuna ve altına verdiği faiz kesinlikle böyle bir niyet ve mantık gütmüyor, buna dikkat edin. Banka o parayı ve fonu birilerinin parasını haksız yere emmek için araç olarak kullanıyor, elde ettiği karı da sizinle kırışıyor. Siz bankanın haksız yoldan elde ettiği kazançtan pay almış oluyorsunuz, yani kötülüğe ortak olmuş oluyorsunuz, yani hak etmediğiniz bir artışı almış oluyorsunuz; konumuz özelinde de kabaranı almış oluyorsunuz. Oysa paranızla örneğin tarla satın alsanız tarla, tarla olarak kalsa (imara açılıp rant üretmese), enflasyon karşısında değerini az çok koruyacağı için varlığınız durduğu yerde kabarmış olmaz. Altını da aynı mantıkla öneriyorum, başka bir amaçla değil. Petrol, buğday da alabilirsiniz ama elinizde tutamazsınız. Banka da sizin yerinize petrol ve buğday alsa, bunların değeri durduğu yerde artmayacağı için kar elde edemez, size de pay veremez. Bankacılığın var olabilmesi için bir yerlerden para bulup size de pay etmek zorunda. Yani birilerinin elindeki parayı alacak, birilerinin emeğini ve hakkını yiyecek ki size de pay verebilsin. Bu kadar yalın cümlelerle anlatınca insanlar inanmak istemiyorlar çünkü böyle aşağılık bir sistemin yasal olamayacağını düşünmek istiyorlar. Yani soğuk ve sert gerçeği kaldıramıyorlar.</p>
<p>Zaten elinizde tutmanız ancak bir harcama niyeti ile harcamak üzere iyi bir şey olabiliyor. Kuran harcamamak üzere ekonomik değer biriktirmeyi yasaklıyor. Nitekim ekonomik sistemlerin nasıl çalıştığına biraz dikkat ettiğimde, bunun neden yasak olduğunu anlıyorum, çünkü toplumun ekonomisine zarar veriyor, maddi gönenç düzeyini düşürüyor.</p>
<p>Altında kısa vadede enflasyonun çok üstünde değer artışı görülürse, bu karı nakde çevirmemek gerekir diye düşünüyorum. Söylediğim gibi paranın değerini koruma amaçlı satın alabileceğimiz, yani banknotların yerine edinmeyi seçeceğimiz malların hiçbiri kusursuz değil. Zaten doğada kusursuzluk diye bir şey yok, maliyede neden olsun?</p>
<p>Dövizi hiç önermedim. Paranızı dövizde tutunca banka faizi almış olmuyorsunuz, evet ama bu kez başka bir haksız kazanç elde etmiş oluyorsunuz. Kurban yazımı okuduysanız dövizin değerinin ülkenin dış ticaret açığıyla ilgili olduğunu orada yazmıştım. Ülke sattığından fazla mal aldığı için döviz açığı oluşuyor, bu açık da faizle dövizli borç satın alarak kapatılıyor. Aslında hiç kapanmıyor çünkü sizin ödeme günü geçmiş kredi kartınıza yaptığınız gibi, daha fazla borç alarak önceki borç çevriliyor. Yani çoluk çocuk ayfon dokuz alabilsin diye, parası olanlar otomobillerini yenilesinler, deposunu doldursunlar diye, AVM’ler gereksiz yere elektrik tüketebilsinler diye, durmadan artan nüfusa yeni binalar yapılabilsin diye borç hiç durmadan artıyor. Faiz yükünü ithal ürünleri satın alanlar değil, bütün ülke paylaşıyor. Ve iflas gerçekleştiğinde ithal ürünleri satın alanların değil, bütün ülkenin malına el konuyor, özelleştirmelerde olduğu gibi. Dolayısıyla elinizde döviz tutarak dövize talebi artırmış ve böylece bu döngünün veren tarafından alan tarafına geçmiş oluyorsunuz. Yani Türkiye ithal ürün alabilsin diye hazinenin sattığı bonoyu satın alarak ülkenin emeğini sömüren bir avuç adamın kârına minik bir oranda katılmış oluyorsunuz. Banka faizine değil, başka bir sömürü döngüsüne sömüren tarafta katılıyorsunuz. Bence pek bir şeyi değiştirmiyor ama dolaylı olarak bu da banka faizi sayılabilir çünkü bonoları zaten bankalar satın alıyor.</p>
<p>Rant ekonomisi de faizciliktir, evet. Benim apartman dairesi satın almamış ve almayacak (en azından piyasa değerinde satın almayacak) olma nedenimdir. Çünkü satın alarak yapsatçıyı finanse etmiş oluyorum. Yap-sat sistemini finanse etmeyi pek çok açıdan ahlaki bulmuyorum. Ama konumuz özelinde bu sistemin faiz döngüsünü körüklediğini söyleyebilirim. Şöyle ki, bankaya borçlanmaya ve faiz ödemeye gönüllü kişilerin sayısı arttıkça yapsatçılık artıyor. Yapsatçılık arazi rantını arttırıyor, yani arazi “kapatmış” olanların yiyeceği rantı siz yapsatçı üzerinden ödemiş oluyorsunuz. Yani sisteme onay vermiş, “bu rant senin hakkındır, buyur al” demiş oluyorsunuz. Bankaya borçlanmaya gönüllü kişilerin bulunması arazi rantını, arazi rantı bankanın kazandığı faizi körüklüyor. Faiz oranı üzerinden anlatmıyorum çünkü yukarıda söylediğim gibi, faiz oranının enflasyonun altında veya üstünde olması bu alışverişin haksızlığını değiştirmiyor. Dediğiniz gibi, birbirini tetikleyen rant öğelerinin varlığında faizden bütünüyle arınmak bence olanaksıza yakın. Ama bu, olabildiğince arınmaktan geri durmamızı bağışlatacak bir şey de değil. Kötülüğün de, iyiliğin de büyüğü, küçüğü vardır. Büyüğünden kaçabiliyorken kaçmıyorsam bağışlanmak için hiç bir gerekçem kalmıyor demektir. Gerekli gücü kendimde bulabilsem köye gider, bahçemi eker, tavuk besler ve banknot kullanmadan yaşamayı denerdim. Salt ribadan arınmak için kentin bütün nimetlerinden vazgeçmeye değer.</p>
<p>Sunduğum seçenekleri beğenmiyor olmanız benim kabahatim değil. Faizsiz bankacılığın bile faizli olması benim kabahatim değil. Bu, şeytanın adımlarını izleyenlerin kabahati; hepimiz izlediysek hepimizin kabahati. Birikimini enflasyona karşı korumak ama haksız kazanç elde etmek istemeyenler için bir tür yatırım sandığı oluşturma olanağı hükümetlerin elinde hep vardı, hala var. Ama olanakları kullanıp bu sistemleri oluşturmadıkları, hatta önerileri yok sayıp muhalif fikirleri örtbas ettikleri için insanlar var olan sistemin dışında bir yaşamın var olabileceğini düşleyemiyorlar. Ondan sonra da “faizsiz düzen imkansız” gibi saçmalıklar söylüyorlar.</p>
<p>Yanıtlarım tatmin etmiyor olabilir. Onun için kafanıza takılan veya ters gelen noktaları bildirmenizi rica ediyorum. Daha iyi yanıtlar hazırlamama katkısı olabilir.</p>
]]></content:encoded>
						</item>
			</channel>
</rss>
