<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	
xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"

	>
<channel>
	<title>
	&#8220;Gayba İnanmak&#8221; yazısına yapılan yorumlar	</title>
	<atom:link href="https://gerceginkitabi.com/2016/08/01/gayba-inanmak/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://gerceginkitabi.com/2016/08/01/gayba-inanmak/</link>
	<description>Kuran ve onun yansıttığı güncel gerçeklikle ilgili yazılar. Eleştirel düşünebilen sağduyulu okurlar için. Anlamak ve arınmak için.</description>
	<lastBuildDate>Thu, 17 May 2018 09:05:58 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.21</generator>
			<item>
				<title>
				Yazar: İbrahim Murat Özyurt				</title>
				<link>https://gerceginkitabi.com/2016/08/01/gayba-inanmak/#comment-235</link>
		<dc:creator><![CDATA[İbrahim Murat Özyurt]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 May 2018 09:05:58 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">https://gerceginkitabi.wordpress.com/?p=166#comment-235</guid>
					<description><![CDATA[Elinize sağlık,]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Elinize sağlık,</p>
]]></content:encoded>
						</item>
						<item>
				<title>
				Yazar: Kızıl				</title>
				<link>https://gerceginkitabi.com/2016/08/01/gayba-inanmak/#comment-234</link>
		<dc:creator><![CDATA[Kızıl]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Nov 2016 16:27:45 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">https://gerceginkitabi.wordpress.com/?p=166#comment-234</guid>
					<description><![CDATA[Sende sağol ramelage düşüncelerimin bir kısmının tercüme edilmiş halini gördüm.Selam sizlere]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sende sağol ramelage düşüncelerimin bir kısmının tercüme edilmiş halini gördüm.Selam sizlere</p>
]]></content:encoded>
						</item>
						<item>
				<title>
				Yazar: ramelage				</title>
				<link>https://gerceginkitabi.com/2016/08/01/gayba-inanmak/#comment-233</link>
		<dc:creator><![CDATA[ramelage]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Sep 2016 17:06:58 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">https://gerceginkitabi.wordpress.com/?p=166#comment-233</guid>
					<description><![CDATA[Bu site geçen yaz boyunca çok istifade ettiğim, merakla takip ettiğim yazılardan oluşuyor. Emeklerinizle düşünce dünyamda yeni ufuklar açtınız. Tekrar tekrar teşekkür eder, bayramınızı kutlarım.]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bu site geçen yaz boyunca çok istifade ettiğim, merakla takip ettiğim yazılardan oluşuyor. Emeklerinizle düşünce dünyamda yeni ufuklar açtınız. Tekrar tekrar teşekkür eder, bayramınızı kutlarım.</p>
]]></content:encoded>
						</item>
						<item>
				<title>
				Yazar: gerceginkitabi				</title>
				<link>https://gerceginkitabi.com/2016/08/01/gayba-inanmak/#comment-232</link>
		<dc:creator><![CDATA[gerceginkitabi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Aug 2016 16:25:06 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">https://gerceginkitabi.wordpress.com/?p=166#comment-232</guid>
					<description><![CDATA[Kuşkusuz her zorluğun yanında bir de kolaylık vardır.]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Kuşkusuz her zorluğun yanında bir de kolaylık vardır.</p>
]]></content:encoded>
						</item>
						<item>
				<title>
				Yazar: ramelage				</title>
				<link>https://gerceginkitabi.com/2016/08/01/gayba-inanmak/#comment-231</link>
		<dc:creator><![CDATA[ramelage]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Aug 2016 16:15:13 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">https://gerceginkitabi.wordpress.com/?p=166#comment-231</guid>
					<description><![CDATA[Edward Said, Ayrıntı&#039;dan çıkan &quot;Entelektüel&quot; isimli kitabında insanoğlunun mevcut eğitim sistemi içerisinde üst basamaklara tırmanıp unvanlarla bezendikçe daha dar bir bilgi alanıyla sınırlandırıldığını; bu durumun da dünyayı bilgiye ve hikmete sahip alimlerle değil disiplinlerarası düşünemeyen &quot;profesyonel bilirkişi&quot;lerle doldurduğunu iddia ediyordu. Yazınızda bahsini ettiğiniz &quot;polimat&quot; kelimesi, ya da Doğu&#039;nun deyişiyle &quot;hezarfen&quot;, hakikaten de kalmadı ama ben Said&#039;in bu anlayışı haddinden fazla yerden yere vurduğunu düşünüyorum: götürdükleri çok olsa da getirdikleri de atlanmamalı. Teknolojinin hayatımızı kolaylaştırdığı fikri başlı başına bir tartışma konusu ama şubeleşme bu kadar olmasaydı belirli bir işte olağanüstü ilerleyemez, her alanda ortalama ivmeye sahip olurduk. Günümüzde hükmettiğimiz olanaklar bir hayli gecikmeli olarak zuhur edebilirlerdi dünyada. Kaldı ki, Sanayi İnkilabı&#039;ndan sonra şaha kalkan teknolojik gelişmeler paradigmasında zaten anatomiden müziğe kadar her işle alakadar bilimciler yetiştirmek imkansız. Şubecilikten kaçınamıyoruz. Sizi eleştirmek için söylemiyorum, tespitlerinize katılıyorum, yalnızca farklı bir pencere açayım dedim. Bu durumun da bariz faydaları var çünkü. 

Diğer konuya geçmek gerekirse... Her şeyi durmaksızın sorgulamayı buyuran, bütün otoritelere ve dogmalara savaş açan modernizm kendisinin de bir dogma haline geldiğini insanlardan gizliyor: bu adamlar en amiyane televizyon dizisinden en incelikli planlarına kadar her kanal aracılığıyla bizlere biteviye tüketmeyi, insanoğlunun artık ilkel dönemlerini geride bıraktığını ve üstün bir merhaleye eriştiğini, ilkel dönemlere ait geleneklere (örneğin din) bu dünyada yer kalmadığını buyuruyorlar. Aydınlık düşüncenin empoze ettiği bu fikirlerle yeşeren sorgulayan, düşünen gençlerimiz (!) ise bizzat bu anlayışın kendisini sorgulamayı atlayarak, kendilerine dayatılan yaşam biçimini benimseyerek sıradışı oluyorlar.

Bu noktadan hareketle Kuran&#039;ın neden insanların genelini nankör, aptal vb. sıfatlarla nitelediğini daha iyi anlamak mümkün. İnsanların %99.5&#039;i ya dinin bidat ve hurafelerle çürütüldüğü gelenekçiliğe ya da bu temelsiz modernizme mahkumlar, işin kötüsü bu hallerinden gurur duyuyorlar. 

Yazı için sağ olun.]]></description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Edward Said, Ayrıntı&#8217;dan çıkan &#8220;Entelektüel&#8221; isimli kitabında insanoğlunun mevcut eğitim sistemi içerisinde üst basamaklara tırmanıp unvanlarla bezendikçe daha dar bir bilgi alanıyla sınırlandırıldığını; bu durumun da dünyayı bilgiye ve hikmete sahip alimlerle değil disiplinlerarası düşünemeyen &#8220;profesyonel bilirkişi&#8221;lerle doldurduğunu iddia ediyordu. Yazınızda bahsini ettiğiniz &#8220;polimat&#8221; kelimesi, ya da Doğu&#8217;nun deyişiyle &#8220;hezarfen&#8221;, hakikaten de kalmadı ama ben Said&#8217;in bu anlayışı haddinden fazla yerden yere vurduğunu düşünüyorum: götürdükleri çok olsa da getirdikleri de atlanmamalı. Teknolojinin hayatımızı kolaylaştırdığı fikri başlı başına bir tartışma konusu ama şubeleşme bu kadar olmasaydı belirli bir işte olağanüstü ilerleyemez, her alanda ortalama ivmeye sahip olurduk. Günümüzde hükmettiğimiz olanaklar bir hayli gecikmeli olarak zuhur edebilirlerdi dünyada. Kaldı ki, Sanayi İnkilabı&#8217;ndan sonra şaha kalkan teknolojik gelişmeler paradigmasında zaten anatomiden müziğe kadar her işle alakadar bilimciler yetiştirmek imkansız. Şubecilikten kaçınamıyoruz. Sizi eleştirmek için söylemiyorum, tespitlerinize katılıyorum, yalnızca farklı bir pencere açayım dedim. Bu durumun da bariz faydaları var çünkü. </p>
<p>Diğer konuya geçmek gerekirse&#8230; Her şeyi durmaksızın sorgulamayı buyuran, bütün otoritelere ve dogmalara savaş açan modernizm kendisinin de bir dogma haline geldiğini insanlardan gizliyor: bu adamlar en amiyane televizyon dizisinden en incelikli planlarına kadar her kanal aracılığıyla bizlere biteviye tüketmeyi, insanoğlunun artık ilkel dönemlerini geride bıraktığını ve üstün bir merhaleye eriştiğini, ilkel dönemlere ait geleneklere (örneğin din) bu dünyada yer kalmadığını buyuruyorlar. Aydınlık düşüncenin empoze ettiği bu fikirlerle yeşeren sorgulayan, düşünen gençlerimiz (!) ise bizzat bu anlayışın kendisini sorgulamayı atlayarak, kendilerine dayatılan yaşam biçimini benimseyerek sıradışı oluyorlar.</p>
<p>Bu noktadan hareketle Kuran&#8217;ın neden insanların genelini nankör, aptal vb. sıfatlarla nitelediğini daha iyi anlamak mümkün. İnsanların %99.5&#8217;i ya dinin bidat ve hurafelerle çürütüldüğü gelenekçiliğe ya da bu temelsiz modernizme mahkumlar, işin kötüsü bu hallerinden gurur duyuyorlar. </p>
<p>Yazı için sağ olun.</p>
]]></content:encoded>
						</item>
			</channel>
</rss>
