“Aydınlanma, insanları bir anda sevgisiz, yıkıcı, acımasız, yabanıl sürülere dönüştürebilen usdışı, bilimdışı, gerçekdışı, karanlık boş inançların tutsaklığından kurtarıp, gerçeğin ışığında yürüyen, özgür, bağımsız, eleştirel düşünceli, barışçıl, iyicil, sevecen bireylere dönüştürme çabasıdır. Binlerce yılda yığınların beynine işlenen boşinanlar, öyle inatçı, öyle direngendir ki, bunların kısa süreli çabalarla toplumsal bellekten kazınması olanaksızdır. Dinsel Aydınlanmayı uzun soluklu bir devrim ve çilelerle dolu bir süreç olarak kavramamız gerekiyor.” Okumaya devam et
Kitap Değerlendirmeleri
Kitap Eleştirisi : Bana Allah Yeter – Uğur Koşar
Ne yazık ki kavramlar, sözcükler dahil her şey kirleniyor. Allah’ın adını kullanarak doğruyu yanlışa katan, zihinleri kirleten bir kitap
çok satanlar listesine girebiliyor.
Tasavvufun Kuran’ın mesajından ne denli uzak olduğunu anlatmak için ayrıca bir kitap yazmak gerekir. Şiirsel anlatımın yararları vardır. Ancak şiirler yolunu kaybetmiş insanlara yol göstermek, yaşamına anlam vermekte zorlanan kişilere kılavuzluk etmek için
yararsızdır. Tasavvuf büyüklerinin dillere destan şiirlerinin Kuran’a aykırılıklarını belgelemeye kalksak cilt cilt kitap yazmamız gerekir.
Ben kitabın mesajını almış biri olarak şunu söylemekle yetineyim: En başta Allah’ın ne olduğu Kuran’da açıklanır. İnanana yalnızca Allah’ın yetmesinin ne demek olduğu da Kuran’da açıklanır. Ve bu kitapta anlatılanla ilgisi yoktur. Allah’ın yardımını isteyen işe süpermarket tasavvufçularının abur cubur kitaplarından değil, Kuran’dan başlamalıdır.
Gerçek uyarıcıların ücret istemeyeceğini de belirtip kısa keseyim (6:21,90, 10:72, 11:51, 12:104, 25:57, 26:109,127,145,164,180, 34:47, 38:86, 42:23).
Kitap Eleştirisi : Allah De Ötesini Bırak – Uğur Koşar
Önce şunu bir kenara koyalım: Allah’ın ne olduğunu Kuran anlatır. Müslüman okura Allah’ı anlatma iddiasında olan yazarın Kuran’ı yorumlamanın ötesinde ve berisinde kaynağı olamaz. Yazar Kuran’ın mesajını bildirip Gelenek İslamı’nın (atalar dininin) ataletinden kurtaracağı yerde Geleneksel Hristiyanlığa (bir başka atalar dini çeşitlemesi) çeviren, okuyucuyu koyunlaşmaya yöneltiyor. Aslında bildiğimiz kurumsal, kilise Hristiyanlığını vaaz ediyor.
Günümüz yaşamının karmaşıklığı ve kirliliğinin bilincine varıp iyiyi kötüden ayırabilen, kendine güvenen, doğru bildiğinin ardından koşan aydın bireyler (Tektanrıcılar) yerine bu karmaşıklıktan korkup kaçıp kabuğuna çekilen, teselliyi göz(ünü) yummakta arayan ezik, boynu eğik, edilgen bireyler istiyor. Dua kavramına verilen geleneksel (ve yanlış) anlam olan “elini açmak ve gerisini koyuvermek” anlayışını yıkacağı yerde daha da güçlendiriyor, yarayı nasırlaştırıyor. Oysa Kuran’a göre dua/çağrı çalışmak demektir.
Müslüman üretken ve etkin olmalıdır, edilgen değil.Müslüman ensesine tokadı yiyip zalimi Allah’a havale edemez, yeryüzünde etkisiz eleman olamaz. Tasavvuf değimiz şey Yahudilik, Budizm gibi boş inanışların etkisi altında kalıp çarpılmış, tanınmaz hale gelmiş bir İslam anlayışıdır. En azından yaygın olan tanıtılan ve propagandası yapılan tasavvuf budur.
Kuran’ı önyargıların ve koşullandırmaların etkisinden kurtularak okuduğunuz zaman bu tür kitapların ve öğretilerin Kuran’a ters olduğunu görürüz. Yine de haksızlık etmeyeyim, klasik tasavvuf yapıtları ufuk açıcı da olabilir. Ancak korkarım bunun için ciddi emek ve zaman harcamak gerekiyor. Plajda güneşlenirken okunabilecek süpermarket kitaplarıyla tasavvufçuların kafasına girebilmek boş bir düş.
Yaşamınıza anlam vermekte veya parçalardan bütüne gitmekte güçlük çekiyorsanız sizin başucu kitabınız Kuran’dır. Pop-tasavvuf kitapları değil.
