Bunalan Gençlere

Bu yazı yaşamda kötülüğün iyiliğe ağır bastığını hisseden, Allah’ın buna izin veriyor olduğunu, dolayısıyla merhametsiz olduğunu düşünen ve bunu sindiremeyen, iyiliğin tarafında kalarak eline bir şey geçeceğinden emin olamayan, bu nedenle güdülenme sıkıntısı çeken, direnci düşen bir gençle yaptığımız bir söyleşinin kaydıdır. Sorulara konuşma sırasında verebildiğimiz en iyi yanıtları verdik. Gençlerin çoğunun iyiliği bırakıp kötülük tarafına geçmeye şiddetle zorlandığı, başka türlü söylersek, yaşama bir anlam vermekte eski kuşaklara göre daha çok zorlandığı bir zamanda belki birilerinin işine yarar, belki küçük bir aydınlanma kıvılcımı çakar, belki iyi bir telkin olur umuduyla buraya koyuyorum.

Kuran okumuşluğu olmasına rağmen dinin ve eş koşmanın ne olduğu, nebilerin neyin kavgasını verdikleri, ödülün ve cezanın ne zaman olduğu, bedenden ayrı bir “ruh”un olup olmadığı, doğa yasalarıyla Allah’ın buyruklarının ayrı şeyler olup olmadığı konusunda bu gencin kafası karışık. Bu da doğrudan onun direncini ve ahlakını etkiliyor. Okurken Kuran’ı yanlış anlamlandırmanın ve çevirmenin; Tevrat’a bakarak tefsir etmeye çalışmanın; Kuran’ı anlamaya çalışma çabasının yüzyıllardır toplumsal yaşamın kıyılarına, marjlarına itilmiş olmasının yarattığı birikimin hepimiz ve dolayısıyla genç kuşak üzerindeki yakın ve yıkıcı etkisini göreceğinizi umuyorum. Öyle ki, şu ortamda Kuransal bir gerçekliği gözlenen gerçeklikle bağdaştıran, buradan gerçekçi ve somut bir ahlaki sonuç çıkaran ve bunu paylaşan herkes Allah’a büyük hizmet etmiş olur.

Yazıyı pdf olarak indirebilirsiniz (19 sayfa): Tıkla

***

Okumaya devam et

Inception: Kurgu Yapımların Büyüsü Üzerine Bir İnceleme

Daha önce çok değerli film ve kitap incelemeleri yapan dostumuz İbrahim yine film izliyor. İzlesin! Kafası ve gönlü dolu kişilerle mağaza vitrini seyretmek bile değerli bir uğraş oluyor. Kendisine teşekkür ediyorum. Bu yazıyı Eleştirel Düşün’e koymak isterdim çünkü bir kurgu metninin veya bir eğlence ürününün nasıl eleştirel okunacağını gösteren bir ders gibi olmuş. Ahlaki içeriği ağır bastığı için GK yazısı oldu. Popüler kültür ürünleri, ürünün kaynağını ve hedefini gözleyen bir üçüncü gözün bakışıyla izlenmeli. Belki aldığımız zevk azalır hatta belki sıfıra iner ama bunu yapmayanların erişemediği bir zihin duruluğuna, moda sözcükle farkındalığa, daha iddialı bir sözcükle aydınlanmaya erişiriz. Burada yazarın örneğini verdiği en önemli davranış bence budur.

Yazıyı pdf olarak indirebilirsiniz (21 sayfa): Tıkla

Okumaya devam et

Kitap İncelemesi: Sosyal Medya İlmihali – Abdülaziz Kıranşal

Bu kitap, bugün genel olarak kültürel Müslümanları ve özel olarak Türkleri anlamaya yarayabilir. İslam sandıkları şeyin ne olduğunu ve İslam’dan ne kadar uzak olduklarını anlamaya. Refah Partisi’nin ardından AKP’yi iktidar yapan dünya görüşünü yansıtan bir kitap bu. Makyajlı sıkmabaşların, hacca giden pop şarkıcılarının, kurban kesen Süper Lig futbolcularının, Müsiad’cıların toplumunu yansıtan bir kitap. Kitabın adını duyduğum anda bende oluşan çağrışımlar benim İnternet ve Sosyal Medya Kılavuzu’nu hatırlatan şeyler oldu. Bu ilk istemsiz düşünsel tepkiden bir saniye sonra düşünmeye başladım ve böyle olamayacağını, benim kılavuzumdaki sakıncalı içeriğin Türkiye’nin yayın ve düşünce dünyasına sığmadığını anımsadım. Ve fakat iyimserlikten tamamen kurtulamamış olacağım ki bu kadar kötüsünü beklemiyordum. Bir de beni kötümser olmakla suçlarlar. Okumaya devam et

Thomas Bauer – Müphemlik Kültürü

Çev. Tanıl Bora, İletişim Yayınları, 2019.

Bu kitap, okurken düşündüren, “iyi ki okudum” dediğim ve kendime uzun notlar aldığım kitaplardan biri oldu. Akademik çevreleri etkileyen, ödüllü ve Türkçeye çevrilecek kadar önemli bulunan bir kitap olduğu için bunları yararlanmak isteyen her Kuran öğrencisiyle paylaşmaya değer buluyorum. Bu yazıyı yazarken Türkiye’de kitap hakkında yazılmış yorumları okumadım ve “yapay zeka” denen öğretilmiş yazılımların yardımına başvurmadım.

Yazıyı pdf olarak indirebilirsiniz (15 sayfa): Tıkla

Okumaya devam et

Modern Hurafeler 3: Bilimcilik -1

Yazıyı pdf olarak indirebilirsiniz: Tıkla

Bilimciliğe Giriş

Bilimadamlığı ve bilim mesleğiyle karıştırılmasın diye önce tanım yapayım.

Bilimcilik (İng. Scientism): Bilimi, bilgi elde etmenin tek yolu ya da yöntemi olarak gören anlayış. Doğa bilimlerinin klasik tümevarımsal yöntemlerinin gerçek, olgusal bilginin olanaklı tek kaynağı olduğunu ve insanla toplum hakkında bilgi elde etmeye çalışırken yalnızca bilime dayanabileceğimizi savunan görüş. […] …bilimi putlaştırır ya da mutlaklaştırır. (Ahmet Cevizci, Felsefe Sözlüğü, 1999.)

“Bilimci” derken bilimadamı kast edilir, ben de öyle kast ediyorum, karıştırılmamalıdır. Bunun bir hurafe olduğunu açıklamak tanımın kendisinde gizlidir: Bilimsel yöntem, gerçeği bilmenin tek yolu değildir. Bilimsel yöntem çoğu zaman gerçeği bilmenin en iyi yolu da değildir; bu ikincisi tartışmaya biraz daha açıktır. Bu ikinci eleştiri, bilimsel yöntemin güvenilirliğiyle ilgili bir eleştiri değildir, onun işlevi veya kullanım alanıyla ilgilidir. Bilimciliği eleştirdiğimizde bilimsel yönteme çamur atmış olmayız. Tersine, bilimci inanışa sahip olduğumuzda bilimsel yönteme gerçekdışı nitelikler yakıştırarak onu saldırıya açık hale getirmiş, hakkında kuşkular uyandırmış ve gözden düşürmüş oluruz. Sözgelimi bilim sizi kimin en çok sevdiğini veya kime güvenmeniz gerektiğini veya yaşamınızın amacının veya önceliklerinizin ne olduğunu veya olması gerektiğini söylemez. Sözgelimi tarihte ne olduğu kısmen arkeolojinin konusu olabilir ama bu olayın bizim için önemi ve anlamı arkeolojinin konusu değildir. Bu soruları “bilime” sorduğunuzda bilimci, dolayısıyla hurafeci bir davranış göstermiş olursunuz.

Okumaya devam et

Mustafa Öztürk ve Modern Hurafeleri

Yazıyı pdf olarak indirebilirsiniz (15 sayfa): Tıkla

(İç bağlantılar ikiz site olan gerceginkitabi.wordpress.com adresine gönderir. Aynı yazılar bu sitede de bulunur.)

Mustafa Öztürk tarihselci okumanın en iyi bildiğim savunucularından. Önceki yazıda tarihselciliğin kısa bir eleştirisini yapmıştım. Bu yazıda Mustafa Öztürk’ün üç kitabında sunduğu düşünceleri tarihselcilik merkezli olmak üzere eleştireceğim.

Okumaya devam et