Bu yazı yaşamda kötülüğün iyiliğe ağır bastığını hisseden, Allah’ın buna izin veriyor olduğunu, dolayısıyla merhametsiz olduğunu düşünen ve bunu sindiremeyen, iyiliğin tarafında kalarak eline bir şey geçeceğinden emin olamayan, bu nedenle güdülenme sıkıntısı çeken, direnci düşen bir gençle yaptığımız bir söyleşinin kaydıdır. Sorulara konuşma sırasında verebildiğimiz en iyi yanıtları verdik. Gençlerin çoğunun iyiliği bırakıp kötülük tarafına geçmeye şiddetle zorlandığı, başka türlü söylersek, yaşama bir anlam vermekte eski kuşaklara göre daha çok zorlandığı bir zamanda belki birilerinin işine yarar, belki küçük bir aydınlanma kıvılcımı çakar, belki iyi bir telkin olur umuduyla buraya koyuyorum.
Kuran okumuşluğu olmasına rağmen dinin ve eş koşmanın ne olduğu, nebilerin neyin kavgasını verdikleri, ödülün ve cezanın ne zaman olduğu, bedenden ayrı bir “ruh”un olup olmadığı, doğa yasalarıyla Allah’ın buyruklarının ayrı şeyler olup olmadığı konusunda bu gencin kafası karışık. Bu da doğrudan onun direncini ve ahlakını etkiliyor. Okurken Kuran’ı yanlış anlamlandırmanın ve çevirmenin; Tevrat’a bakarak tefsir etmeye çalışmanın; Kuran’ı anlamaya çalışma çabasının yüzyıllardır toplumsal yaşamın kıyılarına, marjlarına itilmiş olmasının yarattığı birikimin hepimiz ve dolayısıyla genç kuşak üzerindeki yakın ve yıkıcı etkisini göreceğinizi umuyorum. Öyle ki, şu ortamda Kuransal bir gerçekliği gözlenen gerçeklikle bağdaştıran, buradan gerçekçi ve somut bir ahlaki sonuç çıkaran ve bunu paylaşan herkes Allah’a büyük hizmet etmiş olur.
Yazıyı pdf olarak indirebilirsiniz (19 sayfa): Tıkla
***
