Kitap İncelemesi: Sosyal Medya İlmihali – Abdülaziz Kıranşal

Bu kitap, bugün genel olarak kültürel Müslümanları ve özel olarak Türkleri anlamaya yarayabilir. İslam sandıkları şeyin ne olduğunu ve İslam’dan ne kadar uzak olduklarını anlamaya. Refah Partisi’nin ardından AKP’yi iktidar yapan dünya görüşünü yansıtan bir kitap bu. Makyajlı sıkmabaşların, hacca giden pop şarkıcılarının, kurban kesen Süper Lig futbolcularının, Müsiad’cıların toplumunu yansıtan bir kitap. Kitabın adını duyduğum anda bende oluşan çağrışımlar benim İnternet ve Sosyal Medya Kılavuzu’nu hatırlatan şeyler oldu. Bu ilk istemsiz düşünsel tepkiden bir saniye sonra düşünmeye başladım ve böyle olamayacağını, benim kılavuzumdaki sakıncalı içeriğin Türkiye’nin yayın ve düşünce dünyasına sığmadığını anımsadım. Ve fakat iyimserlikten tamamen kurtulamamış olacağım ki bu kadar kötüsünü beklemiyordum. Bir de beni kötümser olmakla suçlarlar.

Kitabın konuya yaklaşımını az çok anlatır diye içindekileri koyuyorum.

Tıkla büyüt

Kitapta zerre kadar kapitalizm eleştirisi yok. Modernizm eleştirisi yok. Düzen eleştirisi yok. Medya eleştirisi yok. Dolayısıyla sosyal medya eleştirisi yok. Sosyal medyanın ortaya çıkış nedeninden söz etmemiş. İnternetteki diyalogun gerçek yaşamdaki diyalogdan farkını irdelememiş. Medya okuryazarlığı kavramından habersiz. Eleştirel okuryazarlıktan habersiz. Özetle dediği; “sosyal medya kullanın, iyidir ama orada günah işlemeyin, uslu çocuk olun”. Zaten bu kitabın geçersizliğini anlamak için okumaya gerek yok. İç kapakta adamın bütün sosyal medya sitelerinde hesabı olduğu yazılı. Bence bunu görmek yeterli.

Mahremlik ve anonimlik kavramlarından haberi yok. “Sahte hesap açmayın” diyor. Adresimizi de verseydik bari, polis ve savcı amcaları yormasaydık. Bu kafayla telefonumuzu da yüz tanımayla açmamız gerekiyor. Hükümet oyun sitelerini engellese veya e-devlet girişini zorunlu tutsa eminim memnun olacak. Bu adamın sosyal medya öncesi interneti bilmediğine, hatırlamadığına eminim. Bu adamın forum, ICQ, IRC kullanmadığına eminim. Altavista, Yahoo, Excite, DMOZ kullanmadığına eminim. Yani şirketlerden bağımsız ve gerçek anlamda bireyci, demokratik, denetlenmemiş bir internetin var olabildiği zamanları ve yerleri hatırlamıyor. Bilmediği iki konu hakkında kitap yazmış. Biri internet, öbürü İslam.

Sosyal medya bir nimetmiş. Ama aynı zamanda “imtihanmış”. Sosyal medyayı üzüm sanıyor. İmtihanın ne olduğunu bilmiyor. Bu kafaya göre bugün bir nebi gelse internetten tebliğ yapacaktı, Tiktok’ta video paylaşacaktı. Bunları yapın diyor zaten. Sosyal medyada insanları Allah’a çağıracakmışız. Ayrıntı yok ama nasıl bir çağrı düşlediğini kestirebiliriz. “Namaz kılın” falan diyeceğiz işte, İslam’ın adını ayağa düşüren sözler söyleyeceğiz.

“İnternette günah işlemeyin” deyip duruyor kitap boyunca. Sanki bunu duymamız gerekiyordu. Çıplak kadınlara bakmayın imasından başka hiç bir ayrıntı yok. İnternete özel günahlar vardır örneğin, hiç değinmiyor. Muhtemelen haberi yok, hiç kafa yormamış.

Adam “cyber bullying” karşıtı. Zerre kadar bağımsız düşünce yok. Tağut’un ahlakçıları ne diyorsa ona abone olmuş. Beyin ölümü gerçekleşmiş bu toplumda eksikliğini çektiğimiz şey, yaşama uzaktan, nesnel ve bağımsız bakmaya çalışanların yokluğu. Bize sunulan bilgiye, önceki kuşaktan aktarılana veya kafamıza zorla çakılan doğrulara yansız, eleştirel, hatta kuşkucu biçimde bakmayı beceremeyebiliriz, bu bağışlanır. Ama hiç denememiş olmak bağışlanmaz.

İnternet hakkında kitap yazma cüretini gösteren bu kişi “trol” sözcüğünün anlamını bilmiyor. Asker, kul, hizmetçi anlamında sanıyor.

Adam internetin ne olduğu üzerinde iki dakika kafa yormamış gözüküyor. “İnternette gıybet etmeyin çok günah” derken internette neyin gıybet olduğunu açıklamamış örneğin, sınırını çizmemiş. Yüz yüze ilişkilerde bildiğimiz gıybeti internette yeniden tanımlamak gerektiğinin farkında değil. Hatta “aynıdır” demiş. Kişisel alanın, odaların, duvarların, adların, yüzlerin, sırtların, ses dalgalarının internette bambaşka kiplere büründüğünü bilmiyor, umursamıyor.

Verdiği öğütlerin çoğu internetle değil yüz yüze insan ilişkileriyle ilgili: Sövmeyin, kovmayın, iftira etmeyin, ayıbını araştırmayın, arkasından konuşmayın, alay etmeyin vb. Bunların kitapta büyük yer tutması, bu adamın sosyal medyada büyük zaman geçirdiğini ve bunda bir sıkıntı olmadığını düşündüğünü gösteriyor. Çocuklarını Tağut’un eğitim bakanlığına gönül rahatlığıyla emanet eden ailelerin çocuklarına yakışan bir öğüt bu.

İnternetin kısa tarihini anlatmış ama ortaya çıkış nedeninden söz etmemiş. Ama koca internetin temellerinin bir istihbarat çalışması olarak atılmış olabileceğini düşünebilecek kapasitesi olmadığını çoktan anladık. Kitapta “internetteki komplo kuramcılarına itibar etmeyin” mesajı bekledim ama bulamadım. Düş kırıklığına uğradım (!).

Kitapta asla bulamayacağımız ama hepsi de tektanrıcının kaygısı olan internet kavramları: Akıllı telefon gözetlemesi, dijital mahremiyet, ABD istihbaratı, Google, gözetleme, biyometrik, KVKK, unutulma hakkı, propaganda, bilgi kirliliği, dezenformasyon, sahte fotoğraf, sahte video, tekel kapitalizmi, şeylerin interneti, ölü internet teorisi, internet eylemciliği, sosyal medya kuramı, bot (robot) hesap, dikkat pazarlaması, viral pazarlama, arşiv, geçicilik-kalıcılık, VPN, Tor, IP, metadata, büyük veri, tarayıcı, eklenti, jailbreak, Windows, Android, iOS, Linux, bulut, açık kaynak kodu, sanal makine, geo-tag, çerez, e-devlet, Kovid-19, internet alışverişi, telefonla ödeme, anonim ödeme, fikri mülkiyet, hukuk, bağımlılık, Milli Eğitim, dijital okuryazarlık, psikiyatri, toplumsal çöküş… Bu sıraladığım kavramlara aşinaysanız bu konularda insanları uyaran ve eylemcilik yapanların İslam’a bu kitabı yazandan daha yakın olabildiğini bilirsiniz. Çünkü onlar adalet talep ediyorlar, gerçeğe uygun bir yaşam talep ediyorlar.

Düzen eleştirisi olmadığını söylemiştim ya, kitap bütünüyle edilgen bir bakış açısının ürünü. Otoriteyle kavgası olmayan, kuralları, aşılanan doğruları sorgulamayan, kimin koyduğuna bakmaksızın yasanın sınırları içinde kalarak kuzu gibi yaşamayı kutsayan bakış açısı. Sorunlara öyle tepki veriyorlar ki sanki ortada bir şirk düzeni yok, sanki gençlerin bütün başarısızlıkları kendi bireysel yetersizliklerinden kaynaklanıyor. Sanki dikkat bozukluğu veya depresyon mikrobik salgınlar da temizliğine önem vermeyen yakalanıyor. Bugünün kuşağının İslam’ı anlamadıklarının en büyük işareti bu. Bu çok karanlık, soğuk ve üzgün bir İslam anlayışı. “Din” denince sanki bir parmak şıklatılıyor ve hipnozdaki kişiler gibi bireyci düşünceye bürünüyorlar. Ekonomi denince olmuyor bu. Ekoloji, eğitim, hukuk, işsizlik, yoksulluk denince olmuyor. Bu bakış açısını her yerde görüyoruz. “Her yeri saran günahlardan kendimizi nasıl koruyalım?” Soruların, kaygıların eni boyu bu kadar. Ötesi yok. Bir araya gelip bir şeyleri nasıl değiştirebiliriz gibi bir şey akıllara gelmiyor. Bunun yerine “günahların her yeri sarmasını engellesek ya, edilgen olmak yerine etkin, ettirgen, oldurgan olsak ya” denmiyor. Sanki Firavun’un ülkesinde İsrailoğullarıyız ve köleliği kanıksamışız, aman daha fazla dayak yemeyelim diye kaygılanıyoruz. İsrailoğulları bile ortaklaşacı tepki vermeyi bildiler ve “bu ülkeden gidelim” diyebildiler. Müslüman dediğimiz kalabalık niye böyle olamıyor? Çünkü onlar kendilerini Müslüman sanıyorlar. Herkesin birbirini Müslüman sandığı bir toplumda Müslümanca yaşamanın gittikçe zorlaşması açıklanamaz. Ülkeyi Müslümanların yönettiğini sanırsan müşriğin önde gideni olursun. Etkinlik konumundakilerin Müslüman olduklarını varsayarsan, ona da gerek yok, Tağut olduklarına uyanmazsan soruları hep edilgen taraftan sorarsın. Ama ahlaksızlık aptallıkla paraleldir; biri öbürüne yol açar. Ve müşriklik özünde ciddi bir aptallık çekirdeği barındırır. Dini oyun ve eğlenceye çevirmenin temeli budur.

Yazmaya değecek bir kitap olmadığını ve boşuna vaktinizi aldığımı düşünenler olabilir. Doğru, bu kitap veya eleştirisi bizim yol almamızı, düşünme alıştırması yapmamızı sağlamayabilir. Ama içinde bulunduğumuz ortamı anlamak gerek. Biz olgunlaşırken gerileyen, çürüyen toplumun durumunu teşhis etmek de gerek. Bu nedenle kısa bir yorum yerine yazı yazmayı uygun gördüm.

Bu siteye çok spam geldiği için yorumunuzun onayımı beklemesi gerekiyor. Geciken onaylar için özür dilerim.